Hukuk Hakkı Korumaktır

Makaleler

Yabancı Para Üzerinden Ödeme Yükümlülüğü Kararlaştırılması Hususunu Düzenleyen Cumhurbaşkanı Kararı Ve Bu Hususa Dair Hazine Ve Maliye Bakanlığı Tebliği’ne Dair İnceleme

Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ’de Değişiklik Yapılmasına Dair 2018- 32/51 No’ lu Tebliğ 6 Ekim 2018 Tarihli Resmi Gazete’ de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Yayınlanan işbu tebliğin tam manasıyla açıklanabilmesi için öncelikle 32 Sayılı Karara ve bu kararın değiştirilmesi hakkındaki 85 Sayılı Karara kısaca değinmek yerinde olacaktır. 

1. TÜRK PARASI KIYMETİNİ KORUMA HAKKINDA 32 SAYILI KARARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KARAR (85 SAYILI KARAR)

 Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar’da Değişiklik Yapılmasına Dair Karar, bir Cumhurbaşkanı Kararı’dır. Değişikliğe konu olan 32 Sayılı Karar ise bir Bakanlar Kurulu Kararıydı.  1982 Anayasası’nda yapılan değişiklik ile Anayasa’nın 8. Maddesi “Yürütme yetkisi ve görevi, Cumhurbaşkanı tarafından, Anayasaya ve kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir.” şeklinde değiştirilmiştir. Değiştirilen metinde “Cumhurbaşkanı “ibaresi yerine “Bakanlar Kurulu” ifadesi yer almaktaydı.  Dolayısıyla söz konusu 32 Sayılı Karar’da değişiklik yapılması Anayasa’ya göre ancak Cumhurbaşkanı Kararı ile olabilirdi. Bu husus haricinde kararın hukukiliği ve yerindeliği ayrı bir tartışma konusudur. 

Karar Metni:

 13 Eylül 2018 Tarihli Resmi Gazete’ de yayınlanan Cumhurbaşkanı Kararı toplam 4 maddeden oluşmakta olup işbu karar ile Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar’ a bazı eklemelerde bulunulmuştur. 

  • 85 Sayılı Karar’ın 1. Maddesine göre; “Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar” ın 4. Maddesine (g) bendi eklenmiştir: 

“Türkiye’de yerleşik kişilerin, Bakanlıkça belirlenen haller dışında, kendi aralarında menkul ve gayrimenkul alım satım, taşıt ve finansal kiralama dâhil her türlü menkul ve gayrimenkul kiralama, leasing ile iş, hizmet ve eser sözleşmelerinde sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılamaz.” 

  • 85 Sayılı Karar’ın 2. Maddesi’ne göre “Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar” a Geçici Madde 8 ile şöyle bir madde eklenmiştir: 

“Bu Kararın 4 üncü maddesinin (g) bendinin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren otuz gün içinde, söz konusu bentte belirtilen ve daha önce akdedilmiş yürürlükteki sözleşmelerdeki döviz cinsinden kararlaştırılmış bulunan bedeller, Bakanlıkça belirlenen haller dışında; Türk parası olarak taraflarca yeniden belirlenir.” 

  • 85 Sayılı Kararın 3. Maddesi’ne göre “Bu karar yayımı tarihinde yürürlüğe girer. 
  • 85 Sayılı Karar’ın 4. Maddesi’ne göre “Bu karar hükümlerini Hazine ve Maliye Bakanlığı yürütür.”

Karara İlişkin Açıklamalar: 

 

İşbu 85 Sayılı Karar ile artık belirli sözleşmelerin ödeme yükümlülükleri, döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılamayacak ve daha önce akdedilmiş olan bu belirli sözleşmelerin bedelleri taraflarca yeniden belirlenecektir. 

Karar yayımlandığı tarihte, bu yeni karar hakkında birçok soru sorulmuş ve cevaplanması gereken hususlar ortaya çıkmıştır. Bu hususlardan bazılarını şu şekilde sıralayabiliriz: 

  • Karar kimleri kapsamaktadır? 

“Türkiye’de yerleşik kişilerin kendi aralarında yaptıkları belirli sözleşmeler” karara konu edilmiştir. Dolayısıyla taraflardan birisinin Türkiye’de yerleşik kişi olmaması durumunda, bu sözleşmenin ödeme yükümlülüğü döviz cinsinden kararlaştırılabilecektir. Bu hususta “yerleşik kişi” ifadesinden ne anlaşılması gerektiği de sorgulanmalıdır. 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 19. Maddesi’ne göre;

“(1) Yerleşim yeri, bir kimsenin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yerdir.

(2) Bir kimsenin aynı zamanda birden çok yerleşim yeri olamaz.”

Söz konusu düzenlemede “yerleşim yeri” nin tanımı yapılmış olup yerleşim yerinin hukuki kaydının nerede tutulduğu ise 5490 Sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nda belirtilmiştir. Bu kanunun 5. Maddesinin birinci fıkrasına göre;

“Nüfus kütükleri; kişilerin kimliklerinin, yerleşim yeri adreslerinin, aile bağlarının, vatandaşlık durumlarının ve şahsî hallerinin belirlenmesi amacıyla ilçe ve aile esasına göre nüfus olaylarının tescil edildiği, daimî olarak saklanması gerekli resmî belgelerdir.” 

Sonuç olarak bir kişinin yerleşim yeri, sürekli kalma niyeti ile oturduğu yer olup bu adresin kaydı nüfus kütüğünde tutulmaktadır. Dolayısıyla somut olarak yerleşim yeri, kişinin nüfus kütüğündeki yazılı adresidir. 

  • Karar tüzel kişileri kapsamakta mıdır? 

 

Karar metninde ilgili bölüm “Türkiye’de yerleşik kişiler” şeklinde kaleme alınmıştır. Bu ifade, yerleşik olmanın gerçek kişiler bakımından geçerli olduğu yanılgısıyla bazı çevrelerde kafa karışıklığına yol açmış olup izahı gerekmektedir. 

Değişikliğin yapılmış olduğu Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar’ın Tanımlar başlıklı 2. Maddesinin b bendinde “Türkiye’de yerleşik kişiler: Yurtdışında işçi, serbest meslek ve müstakil iş sahibi Türk vatandaşları dahil Türkiye’de kanuni yerleşim yeri bulunan gerçek ve tüzel kişileri ifade eder.” şeklinde tanımlanmıştır. Sonuç olarak, tüzel kişiler de karar kapsamındadır. 

Türk Medeni Kanunu’nun 51. Maddesi’ne göre “Tüzel kişinin yerleşim yeri, kuruluş belgesinde başka bir hüküm bulunmadıkça işlerinin yönetildiği yerdir.” Bu nedenle Türk Medeni Kanunu’na göre, tüzel kişiler de yerleşik olup yerleşim yeri adresini haizdir. Bu adres somut olarak ticaret sicilinde kayıtlı olan işletme merkezi adresi olup 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 40. Maddesi’nde şöyle ifade edilmiştir: “Her tacir, ticari işletmenin açıldığı günden itibaren on beş gün içinde, ticari işletmesini ve seçtiği ticaret unvanını, işletme merkezinin bulunduğu yer ticaret siciline tescil ve ilan ettirir.” 

Sonuç olarak karar tüzel kişileri de kapsamakta olup tüzel kişilerin ticaret sicilindeki işletme merkezleri, tüzel kişilerin yerleşim yerleri olarak kabul edilecektir. 

  • Tarafların sözleşmede kararlaştırılan döviz cinsinden ödeme yükümlülüğünü Türk Parasına çevirmemesi durumunda öngörülen bir yaptırım var mıdır? Bu yaptırımlar nelerdir? 

 

Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar’ın Değiştirilmesine Dair Karar ile bazı maddeler 32 Sayılı Karara eklenmiştir. Dolayısıyla 32 Sayılı Karar’da var olan tüm hükümler getirilen değişiklikler bakımından geçerlidir. 32 Sayılı Karar ise 1567 Sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun’un Değişik 1. Maddesi’ne göre çıkarılmıştır. 

32 Sayılı Karar’ın 1. Maddesi’nin ikinci fıkrasına göre “Bu Karar'a ve bu Karar'ın uygulanması amacıyla Bakanlık'ça yayımlanacak tebliğlere muhalefet 1567 sayılı Kanun'la ek ve tadillerine muhalefet sayılır.” Dolayısıyla 1567 Sayılı Karar’da düzenlenen müeyyideler 32 Sayılı Karar bakımından da geçerlidir. 1567 Sayılı Kanun’un 3. Maddesi’ne göre; “Cumhurbaşkanının bu Kanun hükümlerine göre yapmış bulunduğu genel ve düzenleyici işlemlerdeki yükümlülüklere aykırı hareket eden kişi, üç bin Türk Lirasından yirmi beş bin Türk Lirasına kadar idarî para cezası ile cezalandırılır.” Bu hükümden hareketle, kararın yayımı tarihinden itibaren (13 Eylül 2018) otuz gün içinde kararda belirlenen sözleşmelerin ödeme yükümlülüklerini Türk Parasına çevirmeyen taraflar, 1567 Saylı Kanun’un 3. Maddesi’ne göre üç bin Türk Lirasından yirmi beş bin Türk Lirasına kadar idarî para cezası ile cezalandırılır. 

1567 Sayılı Kanun’un idari para cezasını düzenleyen maddesi, 32 Sayılı Karar marifetiyle taraflar bakımından idari para cezası hükmü teşkil etmektedir. Fakat tarafların anlaşamaması durumu, daha açık ifadeyle ödeme yükümlülüğünün hangi döviz kuru üzerinden Türk Lirasına çevrileceği hususları, kararın yayımlandığı tarih itibariyle aydınlatılmamıştır. Bu hususun aydınlatılması bir sonraki bölümde ele alınmış olan 2018- 32/51 No’lu Tebliğ ile gerçekleşmiştir. Bu nedenle tarafların iyi niyetle sözleşmeyi revize etme çabalarının başarısızlıkla sonuçlanması ve buna bağlı olarak her iki tarafın idari para cezasına çarptırılması riski 6 Ekim 2018’de yayınlanmış olan tebliğ ile ortadan kalkmıştır. 

2.TÜRK PARASI KIYMETİNİ KORUMA HAKKINDA 32 SAYILI KARARA İLİŞKİN TEBLİĞ’DE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR 2018- 32/51 NO’ LU TEBLİĞ 

6 Ekim 2018 tarihli Resmi Gazete’ de yayımlanan işbu tebliğ, Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin 2008/32-34 Sayılı Tebliğ’de değişiklik yapmış olup 2008/32-34 Sayılı Tebliğ’in mülga 8. Maddesi’nin yerine aşağıda incelenecek olan “Döviz Cinsinden ve Dövize Endeksli Sözleşmeler” başlıklı 8. Madde eklenmiştir. 

Öncelikle ifade edilmelidir ki, söz konusu tebliğe ilişkin olarak “Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Karar” hakkında yukarıda yapılan açıklamalar aynen geçerlidir. 

Tebliğ Metnine İlişkin Açıklamalar 

“Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ’de Değişiklik Yapılmasına Dair 2018- 32/51 No’ lu Tebliğ’in 1. Maddesine göre, 28/2/2008 tarihli ve 26801 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2008-32/34)’in 8. Maddesi aşağıda açıklandığı üzere değiştirilmiştir. 

Güncel Tebliğin 8. Maddesinin birinci ve ikinci fıkrası ile özetle, tarafları Türkiye’de yerleşik kişiler ve konusu yurtiçindeki taşınmazlar olan gayrimenkul satış sözleşmeleri ve gayrimenkul kiralama sözleşmelerinde sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerinin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılamayacağı düzenlenmiştir. 

Eklenen maddenin üçüncü fıkrası ile özetle, tarafları Türkiye’de yerleşik kişiler olup yurtiçinde ifa edilecek iş sözleşmelerinden doğan ödemelerin dövize endeksli olarak kararlaştırılamayacağı düzenlenmiştir. Dolayısıyla yabancı işveren veya işçi ile yapılan iş sözleşmeleri veya yurtdışında ifa edilecek olup tarafları Türkiye’de yerleşik kişiler olan iş sözleşmeleri için tebliğ uygulama alanı bulmayacaktır.

Maddenin dördüncü fıkrası önemli bir belirsizliği çözmüştür. Danışmanlık sözleşmesinin, niteliği gereği Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair 85 Sayılı Karar dâhilinde olup olmadığı belirsiz bir husus idi. Bunun sebebi ise başta danışmanlık sözleşmesi olmak üzere fıkra ile düzenlenen sözleşmelerin hukuki niteliğine ilişkin bir kanun maddesinin olmayışı ve hukuki niteliğin tespit edilmesinde doktrinde görüş ayrılıklarının bulunması idi. Fakat yukarıdaki madde ile bu belirsizlik son bulmuş olup artık danışmanlık, aracılık ve taşımacılık dâhil hizmet sözleşmeleri dövize endeksli olarak kararlaştırılamayacaktır. Ancak tebliğ, çeşitli istisnalar düzenleyerek bir takım hizmet sözleşmelerinin dövize endeksli olarak kararlaştırılabileceği hükmünü getirmiştir. Bu istisnalar, Tebliğ’in 4. Maddesi’nin a, b, c ve ç bentlerinde sayılmıştır.

 “Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair 85 Sayılı Karar” ile eser sözleşmelerinin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılamayacağı düzenlenmişti. Maddenin beşinci fıkrası ile Karar metnine bir istisna getirilmekle beraber aynı düzenleme tekrarlanmıştır. Söz konusu fıkraya göre istisnalar saklı kalmak kaydıyla eser sözleşmelerinde sözleşme bedelinin ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerinin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması yasaklanmıştır.

Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ’de Değişiklik Yapılmasına Dair 2018- 32/51 No’ lu Tebliğ’in ilerleyen hükümleri (6 ila 17. Fıkralar)  ile belirli sözleşmelerin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak yapılabileceği hususunda açık düzenleme getirilmiştir. Kaldı ki, 85 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ve işbu 2018- 32/51 No’ lu Tebliğ marifetiyle dövizin ödeme yükümlüğü olarak kararlaştırılmasının yasaklanmadığı sözleşmeler haricindeki sözleşmelerde döviz cinsinden veya dövize endeksli ödeme yükümlüğünün kararlaştırılabilmesi için herhangi bir düzenlemeye ihtiyaç yoktur.  Dolayısıyla söz konusu fıkralarda düzenlenen sözleşmelerde ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılabilir.

Fakat ifade edilmelidir ki, döviz cinsinden ödeme yükümlülüğü getirilmesine izin veren fıkralar ile 85 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı’nın bazı hükümlerine istisna getirilmiştir. İşbu Tebliğ, Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar’a ilişkin olarak çıkarıldığından dolayı, tebliğ hükümleri karar hükümlerine göre özel hüküm niteliği taşımaktadır. Dolayısıyla işbu Tebliğ hükümleri ile 32 Sayılı Karar hükümleri arasında çakışma olduğu vakit Tebliğ hükümleri uygulama alanı bulacaktır. Örneğin, 85 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararının getirdiği değişiklik ile 32 Sayılı Karar’da vatandaşlık hususundan bağımsız olarak Türkiye’de yerleşik kişilerin birbirleri ile yapacakları iş sözleşmelerinin dövize endeksli olarak kararlaştırılamayacağı hükmü düzenlenmişti. Fakat işbu tebliğin getirmiş olduğu 8. Maddenin 11. Fıkrası’na göre “Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile vatandaşlık bağı bulunmayan Türkiye’de yerleşik kişilerin taraf olduğu iş sözleşmelerinde, sözleşme bedelinin ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerinin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkündür.” Sonuç olarak,  Türk Vatandaşı olmayıp Türkiye’de yerleşim yeri olan kişiler ile yapılan iş sözleşmeleri dövize endeksli olarak kararlaştırılabilecektir. Tıpkı bu örnekteki gibi Tebliğ’in işbu hükümleri ile dövize endeksli sözleşme yapılması izni verilen sözleşmeler 32 Sayılı Karar’ın istisnası niteliğinde ise dövize endeksli olarak yapılabilecektir.

Önemli bir düzenleme olarak karşımıza çıkan, Tebliğin 8. Maddesinin 18. fıkrası ile ödeme yükümlülüğünün döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılamayan sözleşmeler kapsamında düzenlenecek kıymetli evraklarda yer alan bedellerin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak belirlenmesi yasaklanmıştır. Örneğin Türkiye’de yerleşik kişiler arasında Türkiye’de yer alan bir gayrimenkul için yapılan gayrimenkul satışı sözleşmesinde para borcunun ödenmesi için çek düzenlenebilir. Fakat çek üzerinde yazılı olan meblağın Türk Lirası cinsinden olması gerekmektedir. Fakat dikkat edilmelidir ki, fıkranın getirdiği hükme göre bu kural yalnızca döviz cinsinden ödeme yapılması yasaklanan sözleşmeler bakımından geçerlidir. Sözgelimi, Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararın 17 ve 17/A maddeleri kapsamında yapılacak finansal kiralama (leasing) sözleşmelerinden para borcunun ödenmesi için düzenlenecek çekin üzerindeki meblağ yabancı para cinsinden olabilir. Çünkü Tebliğ’in 8. Maddesi’nin 10. Fıkrası, bu sözleşmelerin döviz cinsinden yapılmasına izin vermiştir.

Yasal düzenlemelerde yorum, maddenin uygulanması bakımından büyük önem arz etmekte olup yorumsal farklılıklar, maddeden anlaşılan hususları da farklılaştırmaktadır.  İşte bu riskin bertaraf edilmesi amacıyla Tebliğ’in 8. Maddesi’ne 19. Ve 20. Fıkralar eklenmiştir. Bu fıkralar ile bazı hususların Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararın 4 üncü maddesinin (g) bendi kapsamında değerlendirileceği belirtilmiş olup aksi yorum ve uygulamaya müsaade edilmemiştir.

Tebliğ’in 8. Maddesi’nin 21. Fıkrası’na göre, Tebliğ’in 8. Maddesi ile döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak yapılmasına izin verilen, diğer bir ifadeyle, istisna kapsamına alınan ve 13 Eylül 2018 Tarihinden önce akdedilmiş olan sözleşmelerdeki ödeme yükümlülüklerinin Türk Lirasına çevrilmesi mecburiyeti bulunmamaktadır. Yine buna paralel olarak 22. Fıkra ile 13 Eylül 2018 tarihinden önce akdedilmiş olan iş makineleri dâhil taşıt kiralama sözleşmelerindeki ödeme yükümlülüklerinin Türk Lirasına çevrilmesi mecburiyeti bulunmadığı düzenlenmiştir.

Tebliğ’in 8. Maddesi’nin 23. Fıkrası’na göre, 85 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile getirilen Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararın Geçici 8 inci maddesi hükmüne atıf yapılarak, yeni düzenlemeler uyarınca ödeme yükümlülüğü döviz cinsinden veya dövize endeksli yapılamayacak sözleşmelerin, 13 Eylül 2018 tarihinden itibaren otuz gün içerisinde revize edilerek ödeme yükümlülüklerinin Türk Lirası olacak şekilde taraflarca yeniden düzenlenmesi gerektiği hükmü getirilmiştir. Anlaşmazlık halinde tarafların sözleşmeyi hangi döviz kuru üzerinden revize edeceği hususundaki düzenleme ise bir sonraki fıkrada yer almaktadır.

Uygulanacak döviz kurunu düzenleyen 24. Fıkra ile Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararın Değiştirilmesine Dair 85 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı’nın yaratmış olduğu en büyük belirsizliklerden birisi ortadan kaldırılmıştır. Bu düzenleme ile sözleşmenin taraflarca revize edilmesi sürecinde, yabancı para borcunu Türk Lirasına çevirmede esas alınacak olan döviz kuru üzerinde tarafların anlaşamaması durumunda uygulanacak olan döviz kuru belirlenmiştir. Bedelin yabancı paradan Türk Parasına çevrilmesi meselesinde, 2 Ocak 2018 tarihindeki efektif satış kuru ile 2 Ocak 2018 ile revize tarihi arasındaki Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) aylık değişim oranları önemli rol oynayacaktır.

Fıkranın ikinci paragrafında, 13 Eylül 2018 tarihinden önce akdedilen konut ve çatılı iş yeri kira sözleşmelerinde, yukarıdaki esasa göre belirlenecek yeni bedelin iki yıllık süre için geçerli olduğu hükmü düzenlenmiştir. Fıkranın devamında daha ayrıntılı açıklamalar yapılmış olup yeni bedelin belirlenmesinde Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) oranlarının uygulanacağı belirtilmiştir.

Fıkranın son paragrafına göre,  Fıkra ile belirlenen yeni bedelin hesaplanma usulü, Karar ve Tebliğ marifetiyle döviz cinsinden ödeme yükümlülüğü kararlaştırılması yasaklanan sözleşmeler uyarınca ifa edilmiş veya ifası gecikmiş alacaklar için uygulanmayacaktır.

Tebliğ’in 8. Maddesi’nin son fıkrası ile, Tebliğin 8. Maddesi marifetiyle Türk Parası üzerinden ödeme yükümlülüğü konulması hükmünden istisna kılınan sözleşmelerde yer alan döviz cinsinden veya dövize endeksli ödeme yükümlülüklerinin Türk Parasına çevrilmesi için veya konusu itibariyle istisna edilen yeni yapılacak sözleşmelerdeki ödeme yükümlülüklerinin Türk Parası olarak kararlaştırılması için sözleşmenin her iki tarafının da mutabakatının var olması gerektiği düzenlenmiştir.

Tebliğin yukarıdaki değişiklikleri öngören 1. Maddesinin haricinde yayımlanan diğer iki maddesine göre tebliğ, yayımı tarihinde, diğer bir ifadeyle, 6 Ekim 2018 tarihinde yürürlüğe girecek olup tebliğ hükümlerini Hazine ve Maliye Bakanı yürütecektir. 

Sonuç olarak,  “Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar’da Değişiklik Yapılmasına Dair Cumhurbaşkanı Kararı” ile “Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ’de Değişiklik Yapılmasına Dair 2018- 32/51 No’ lu Tebliğ” in ticaret dünyasında çok önemli etkileri olacağı aşikârdır ve buna ilişkin en büyük beklentimiz bu etkilerin olumlu olması yönündedir. Fakat bu beklentinin vuku bulması açısından, çıkabilecek potansiyel uyuşmazlıklar önceden belirlenmeli ve söz konusu uyuşmazlıklar henüz mahkemeye intikal etmeden çözümlenmelidir. Bunun için döviz borcu olan kişilerin beklentileri kadar döviz cinsinden alacağı olan kişilerin beklentileri de göz önüne alınmalı ve izlenecek politikalar bu minvalde gerçekleştirilmelidir. Unutulmamalıdır ki, Türk ekonomisinin güçlü şekilde var olmasının yegâne şartı, hukuk güvenliğinin sağlanması ve kişi haklarının gerek yasal düzenlemeler gerek mahkeme kararları marifetiyle korunmasıdır. Türk ekonomisinin ayakta tutulması için alınacak önlemler her ne şekilde olursa olsun yasalara uygun olmalıdır. Aksi takdirde o günün şartları içerisinde “yararlı” addedilen işlemler, uzun vadede devletimizin “Hukuk Devleti” niteliği bakımından tehlike arz edecek olup “Hukuk Devleti” ilke ve niteliğine aykırı düşecek bütün düzenlemelerin, “Güçlü Devlet” ve “Güçlü Ekonomi” olma yolundaki en büyük engeller olarak karşımıza çıkması kaçınılmazdır.

Av. Erkam Haşim Bulut