Hukuk Hakkı Korumaktır

Makaleler

Hem Geç, Hem De Güç Olmuş Bir Düzenleme; Ceza Soruşturma Dosyalarının UYAP Üzerinden Avukatlara Erişiminin Açılması

Türkiye Barolar Birliğinin talebi doğrultusunda Adalet Bakanlığı tarafından 5 Nisan 2020’de başlatılan uygulamayla, avukatların vekâleti bulunduğu ceza soruşturma dosyalarına Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) üzerinden koşullu bir şekilde erişimine izin verildi. Bakanlık duyurusunun ilgili bölümü aşağıdaki şekildedir;

“ Yeni uygulamaya göre, avukatlar, vekili veya müdafisi oldukları soruşturma dosyalarıyla ilgili "UYAP Avukat Portal"dan "soruşturma dosyasını inceleme" talebi gönderecek. Bu talebin Cumhuriyet savcısı tarafından onaylanması üzerine izin verilen evraklar avukatların UYAP sayfalarından görülebilecek. Talebin reddedilmesi halinde ise savcının gerekçesine aynı şekilde UYAP'tan ulaşılabilecek. ”

Bu yazımızda öncelikle uygulamanın neler getirdiği ve sağladığı faydalar anlatılacak, daha sonra işleyiş şekli ve bu kapsamda avukatın "soruşturma dosyasını inceleme" talebi ve bu talebe “izin verilen evraklar” açısından savcılığın “onay” veya “ret” kararı vermesi ile ilgili değerlendirmemiz aktarılacaktır.

İlk olarak, uygulamanın fazlasıyla geç kalmış bir uygulama olduğunu söylemek sanırız yanlış olmaz. Zira çalışmalarına 1998 yılında başlanan ve kısmen 2006-2007 yıllarında uygulanmasına geçilen UYAP sistemi üzerinde, avukatların ceza soruşturma dosyalarına 2020 yılında erişebilmesine izin verilmesi, bahse konu gecikmenin boyutunu ortaya koymaktadır. Ayrıca bu uygulamanın; küresel korana virüs salgını sebebiyle alınan tedbirler kapsamında adliyelerdeki yoğunluğu önlemek amacıyla ve bir de 5 Nisan Avukatlar Günü’nde faaliyete başlatılmış olması da haliyle manidardır.

Uzunca bir süredir ve halihazırda UYAP üzerinden Cumhuriyet Başsavcılıklarına hitaben sadece dört (4) başvuru yapılabilmektedir. Bunlar ; 1- Şikayet (Suç Duyurusu) , 2- KYOK Kararına  (Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karara – Takipsizlik Kararına)  İtiraz , 3- İdari Yaptırım Kararına İtiraz , 4- Dava Açılmasının Ertelenmesi Kararına İtiraz.

Önceki durumda söz konusu bu başvurulara ait dilekçelerin gönderilmesinden sonra açılan dosyalar ile ilgili UYAP üzerinden başkaca bir bilgi edinilemiyordu. Mesela yapılan bir şikâyet sonucu açılan soruşturmayla ilgili olarak, dosyanın içeriğine ve yapılan işlemlere ilişkin bilgi ve belgelere ulaşmak bir yana, dosyayı fiziki olarak bulup incelemek için gerekli olan soruşturma numarası ve görevlendirilen savcının bilgilerine dahi erişilemiyordu. Yine KYOK’a yapılan itirazda da dosyanın hangi Sulh Ceza Hâkimliğine gönderildiği ve hâkimliğin verdiği karar öğrenilemiyordu. Telefonla bilgi paylaşımı da yasak olduğundan, dosyalar hakkında bilgi edinilmesi için ilgili adliyeye gitmekten başka bir çare bulunmamaktaydı.  Yaşadığınız şehirdeki adliyelere gidilmesi nispeten sorun teşkil etmese de, özellikle şehir dışında bir soruşturma dosyanız varsa bu takdirde, o şehirdeki bir meslektaşınızdan yardım alamadığınız müddetçe dosyadan ancak soruşturma sonucunda verilen kararın tebliği üzerine haberdar olmaktaydınız.  Çalıştığınız şehirdeki adliyelere gittiğinizde de eğer UYAP’tan şikâyet dilekçesini gönderdiyseniz, öncelikle müvekkilin kimlik bilgileri üzerinden soruşturma numarasını, daha sonra soruşturmada hangi savcının görevlendirildiğini ve nihayet bu savcıya bağlı çalışan kâtibin(memurun) bilgilerini öğrenmeniz gerekmekteydi. Akabinde savcı kâtibinden yazılı veya sözlü olarak dosyadan bilgi ve belge talep etmekteydiniz. Bu taleplerin yerine getirilmesi noktasında da uzun yıllardır ve halen karşılaşılan birçok sorun bulunmakta ise de, yazımızın konusu olmaması sebebiyle bu hususun değerlendirmesine burada yer vermiyoruz.

Yukarıda bahsedildiği gibi, söz konusu uygulama ile avukatlar artık soruşturma dosyalarına bilgisayarları başından kolayca erişebilecektir. Ancak ne yazık ki an itibariyle uygulama çok yavaş çalışmakta ve var olan dosyaların birçoğunda vekil kayıtları adliye memurları tarafından sisteme işlenmediği için bu dosyalara erişim sağlanamamaktadır. Yine hâlihazırda sistem üzerinden soruşturma dosyalarına dilekçe, belge veya delil gönderimi yapılamamaktadır. En kısa sürede bu eksikliğin de giderilmesini ümit ediyoruz. Zira özellikle şehir dışı adliyelerdeki dosyalara dilekçe veya belge sunmak için muhabere yoluna başvurma zorunluluğu devam etmekte ve yine soruşturma dosyasından örnek almak isteyen avukatın adliyeye bizzat gitmesi gerekmektedir. Hukukun her alanında ki mahkeme dosyalarında sağlanan UYAP imkânlarının, ceza soruşturma dosyalarında da artık sağlanması gerektiği kanaatindeyiz.

Bugüne kadar bu uygulamanın gerçekleştirilmemiş olmasının nedeni olarak “soruşturma aşamasının gizliliği” ilkesi gerekçe olarak ileri sürülmüştür. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 157. maddesinde yerini bulan “Soruşturmanın Gizliliği” İlkesi;  masumiyet karinesinin zedelenmemesi, özel hayatın gizliliğinin ihlal edilmemesi ve maddi gerçeğe ulaşılmasının sekteye uğramaması için soruşturma aşamasındaki işlemlerin gizli kalması gerektiğini belirten ilkedir. Bu ilkeye aykırı hareket edenler de, Türk Ceza Kanununun “Gizliliğin İhlali” başlıklı 285. maddesi gereği cezalandırılmaktadır. Pek tabi ki bu ilke ile korunan insani ve hukuki değerlerin önemi herkesten daha çok avukatlar tarafından bilinmektedir. Yargının üç sacayağından birini teşkil eden avukatların bu ilkeye aykırı hareket edebilecekleri şüphesinin kabul edilebilir bir tarafı bulunmamaktadır. Ülkemizde toplumun büyük bir kesiminin ilgisine hitap eden veya kamu vicdanını rahatsız eden birtakım soruşturma dosyalarındaki suç fiilleri veya dosyadaki taraflarla ilgili bilgilere avukatlar dahi ulaşamazken, bu dosyalardaki gelişmeleri medya organlarından ayrıntılı bir şekilde öğrenebilmekteyiz. Başkaca herhangi bir soruşturma dosyasında da, ilk olarak görev yapan adli kolluk personeli ve sonrasındaki savcılık personelleri ile birlikte dosya hakkında bir şekilde bilgi sahibi olmuş diğer adliye memurlarının sayısı düşünüldüğünde, azımsanmayacak bir kişi topluluğu da soruşturma dosyası hakkında bilgi sahibi olabilmektedir. Basın özgürlüğüne ve toplumun haber alma hakkına hizmet eden medya mensuplarına ve kanunen soruşturma aşamasında görevlendirilebilen bahse konu kamu görevlilerine duyulan güvenin, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu gereği “kamu hizmeti” görevi yapan ve yine “yargının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmayı serbestçe temsil eden” avukatlara karşı da gösterilmesi bir mecburiyettir.  Kaldı ki bir avukatın mevcut iş yoğunluğunda, müvekkil veya müvekkil adayı ile ilgisi olmayan bir soruşturma hakkında inceleme yapmasının da uygulamada pek bir karşılığı bulunmamaktadır.

Söz konusu değişiklik her ne kadar soruşturma dosyalarına UYAP üzerinden erişim ile ilgili olsa da, avukatların fiziki dosyalara erişmekte de zorlandıkları düşünüldüğünde konuyu bu aşamada mevzuat hükümleri kapsamında incelemek gerekecektir. Bu inceleme için konu iki ayrı başlığa ayrılmıştır. Bunlar;

1- Avukatın ceza soruşturmasındaki taraflardan en az biri ile ilgili vekâletnamesi veya baro tarafından düzenlenen görevlendirme yazısı olması halinde soruşturma dosyasını incelemesi ve bu dosyadaki belge ve delillerden örnek alabilmesi.

2- Avukatın, vekâletname veya baro tarafından düzenlenen görevlendirme yazısı olmadan soruşturma dosyasını incelemesi. 

  • Vekâletname veya baro görevlendirme yazısı olması halinde;

Bu halde pek tabii ki avukatın dosyayı incelemesi ve dosyadan örnek alabilmesi kanun gereğidir. Ceza Muhakemesi Kanununun “ Müdafiin dosyayı inceleme yetkisi” başlıklı 153. maddesinin 1. fıkrasında aynen “ Müdafi, soruşturma evresinde dosya içeriğini inceleyebilir ve istediği belgelerin bir örneğini harçsız olarak alabilir.” şeklindeki düzenleme ile aynı maddenin 5. fıkrasında da “ Bu maddenin içerdiği haklardan suçtan zarar görenin vekili de yararlanır.” düzenlemesi mevcuttur. 

Avukatın bu hakkını belli ölçülerde sınırlayan yine 153. maddenin 2. fıkrasında ki düzenlemedir. ( Ayrıca Olağanüstü Hal Durumunda 6755 sayılı kanunun 3/1-l maddesi daha geniş bir sınırlama getirmektedir.) Uygulamada “gizlilik kararı” adıyla bilinen işbu düzenlemeye göre “ Müdafiin dosya içeriğini inceleme veya belgelerden örnek alma yetkisi, soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebilecek ise Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim kararıyla kısıtlanabilir. Bu karar ancak aşağıda sayılan suçlara ilişkin yürütülen soruşturmalarda verilebilir: 

a) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;

  1. Kasten öldürme (madde 81, 82, 83),
  2. Cinsel saldırı (birinci fıkra hariç, madde 102),
  3. Çocukların cinsel istismarı (madde 103),
  4. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),
  5. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (madde 220),
  6. Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar (madde 302, 303, 304, 307, 308),
  7. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315, 316),
  8. Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk (madde 326, 327, 328, 329, 330, 331, 333, 334, 335, 336, 337).

b) 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (madde 12) suçları.

c) 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 160’ıncı maddesinde tanımlanan zimmet suçu.

d) 21/3/2007 tarihli ve 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan suçlar.

Söz konusu fıkranın devamında yer alan 3. fıkrada ise; kısıtlama kararı verilmiş soruşturmada dahi avukatın erişimine sunulması gereken belgeler sıralanmıştır. Bahse konu madde fıkrası şu şekildedir; “ Yakalanan kişinin veya şüphelinin ifadesini içeren tutanak ile bilirkişi raporları ve adı geçenlerin hazır bulunmaya yetkili oldukları diğer adli işlemlere (Sulh Ceza Sorgusu veya arama işlemi gibi.)  ilişkin tutanaklar hakkında, ikinci fıkra hükmü uygulanmaz.” İşbu yazının konusu olmaması sebebiyle burada sadece 2. ve 3. fıkralardaki söz konusu düzenlemelerin, adliyelerde çoğu zaman çok geniş ve katı bir şekilde uygulanarak avukatların dosyalarda ki bilgi ve belgelere erişiminin tamamen kapatıldığını söylemekle yetineceğiz.

Hâlihazırda adliyelerde bir soruşturma dosyasının fiziki halini incelemek ve dosyadan belge örneği almak için uygulanan yasal düzenleme; 06.08.2015 tarihli ve 29437 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan “Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik” tir. İşbu yönetmeliğin “Cumhuriyet başsavcılığı ön büro işlemleri” başlıklı 136. maddesinin ilgili fıkraları ile “Soruşturma evrakının incelenmesi ve örnek alınması” başlıklı 137. maddesinin tamamı aşağıdaki şekildedir;

Cumhuriyet başsavcılığı ön büro işlemleri

“ MADDE 136 – (1) Cumhuriyet başsavcılığı ön büro personelinin görevleri şunlardır:

a) Kapalı dosyalarda; mağdur, şikâyetçi, suçtan zarar gören ve vekilleri ile şüpheli ve müdafiin talebi hâlinde kapak bilgisi, belge ve karar örneğini kimlik tespiti yaparak vermek.

b) Kısıtlama kararı olmayan derdest soruşturma dosyalarında; mağdur, şikâyetçi, suçtan zarar gören ve vekilleri ile şüpheli ve müdafiin talebi hâlinde dosya içerisindeki belgelerin örneğini kimlik tespiti yaparak vermek.

c) Kapalı ve derdest soruşturma dosyalarında; kapak bilgisi, belge ve karar örneği talep eden kişinin dosyadaki sıfatı hususunda tereddüt oluşması hâlinde, talep konusunda karar vermek üzere Cumhuriyet savcısını bilgilendirerek talimatı doğrultusunda gereğini yapmak.

…”

Soruşturma evrakının incelenmesi ve örnek alınması

MADDE 137 – (1) Kanunun başka hüküm koyduğu hâller saklı kalmak ve savunma haklarına zarar vermemek şartıyla soruşturma evresindeki usul işlemleri gizlidir.

(2) Şüpheli ve müdafii soruşturma evresinde dosya içeriğini inceleyebilir ve istediği belgelerin bir örneğini fizikî ya da elektronik ortamda harçsız olarak alabilir.

(3) Şüpheli ve müdafiin dosya içeriğini incelemesi veya belgelerden örnek almasına ilişkin yetkisi, soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebilecek ise Cumhuriyet savcısının istemi ve ilgili hâkimin kararıyla kısıtlanabilir.

(4) Yakalanan kişinin veya şüphelinin ifadesini içeren tutanak ile bilirkişi raporları ve adı geçenlerin hazır bulunmaya yetkili oldukları diğer adlî işlemlere ilişkin tutanaklar hakkında üçüncü fıkra hükmü uygulanmaz.

(5) Bu maddenin içerdiği haklardan mağdur, şikâyetçi, suçtan zarar gören ve vekilleri de yararlanır.

(6) İncelemenin yapıldığına veya belge örneği alındığına dair düzenlenen dosya inceleme ya da belge örneği alma tutanağı, dosyayı inceleyen veya belge örneği alan ile nezaret eden görevli tarafından imzalandıktan sonra taranarak UYAP’a aktarılır.

(7) Soruşturma evrakı soruşturmayı geciktirmemek kaydıyla Cumhuriyet savcısının belirleyeceği personel huzurunda kalemde veya ön büroda incelenir.

Görüleceği üzere 136. maddenin ilk üç fıkrasında ; “ön büro” sisteminin kurulu olduğu adliyelerdeki soruşturma dosyalarından bilgi ve belge talep edildiğinde sadece kimlik tespiti yapılarak herhangi bir sınır olmadan (kısıtlılık kararı olan dosyalar hariç olmak üzere)  istenilen belgelerin talep edene verildiği, talep eden kişinin dosyadaki sıfatı hususunda tereddüt oluşması hâlinde ise Cumhuriyet savcısının talimatı doğrultusunda hareket edildiği düzenleme altına alınmıştır.

Yine 137. maddenin 2. fıkrasında avukatın soruşturma evresinde dosya içeriğini inceleyebileceği ve istediği belgelerin bir örneğini fizikî ya da elektronik ortamda harçsız olarak alabileceği, 7. fıkrasında soruşturma evrakının soruşturmayı geciktirmemek kaydıyla Cumhuriyet Savcısının belirleyeceği personel huzurunda kalemde veya ön büroda incelenebileceği ve 6. fıkrasında incelemenin yapıldığına veya belge örneği alındığına dair bir tutanak düzenlenmesi gerektiği ve bu tutanağın dosyayı inceleyen veya belge örneği alan ile nezaret eden görevli tarafından imzalanarak UYAP’a kaydedilmesi gerektiği düzenleme altına alınmıştır.

Bir soruşturma dosyasının fiziki halini incelemek ve belge örneği almak için adliyelerde, yukarıdaki yönetmeliğin 136. maddesinde belirtildiği gibi kimlik tespitinin yapılması ve şayet talep eden kişinin dosyadaki sıfatı hususunda tereddüt oluşması hâlinde ise Cumhuriyet savcısının talimatının alınması, yine 137. maddenin 6. fıkrasında düzenlendiği şekilde incelemenin yapıldığına veya belge örneği alındığına dair düzenlenen tutanağın imza altına alınıp taranmak suretiyle UYAP’a aktarılması eşyanın tabiatı gereği yapılması gerekli işlemlerdir. Bunula birlikte UYAP sisteminin oluşturulma amacı ile birlikte bu sistemde avukatın kimlik bilgilerinin kayıtlı olduğu ve sadece yasal olarak geçerli olan elektronik imza ile sisteme giriş yapabildiği düşünüldüğünde, bahse konu yönetmelikte aranan şekil şartlarının UYAP ortamı için geçerli olamayacağı ortadadır.

Tüm bu mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; avukatın vekâletini veya görevlendirme yazısını sunduğu soruşturma dosyasını incelemesi ve dosyadan istediği belgenin örneğini alabilmesi için hiçbir yazılı talep aranmadığı ve “kısıtlama kararı” durumu hariç olmak üzere herhangi bir belge sınırı getirilmediği rahatlıkla anlaşılmaktadır. Hal böyle iken yazımıza konu UYAP düzenlemesinde Adalet Bakanlığının avukatlardan "soruşturma dosyasını inceleme" talebi istemesinin ve bu talebin icrasını savcılığın “onay” veya “ret” kararına tabi tutmasının ve hatta onay durumunda dahi belge sınırı getirerek sadece “izin verilen evrakların” erişime açılacağını belirtmesinin hiçbir hukuki dayanağı bulunmamaktadır.    

  • Vekâletname veya baro görevlendirme yazısı olmaması halinde; 

Avukatın, vekâletname veya baro tarafından düzenlenen görevlendirme yazısı olmadan soruşturma dosyasını inceleme yetkisi, uygulamada uzun yıllardır tartışma konusu olmuş ve avukatlar bu konuda birçok haksız engellemelerle karşılaşmıştır. Burada irdelenecek husus avukatın dosyayı inceleme yetkisidir. Buna karşılık vekâletname veya görevlendirme yazısı olmadan dosyadan belge veya delil örneği alınmasının açık kanun hükmü gereği mümkün olmadığı zaten bilinmektedir. 

Bu konu ile ilgili mevzuattaki düzenlemeler incelendiğinde aslında herhangi bir yasağın olmadığı rahatlıkla anlaşılmaktadır. Ancak ne yazık ki birtakım yargı kararları ve uygulamadaki haksız tutumlar sebebiyle avukatlar uzunca bir süre soruşturma dosyası incelemek için gereksiz bir çaba ve ikna gayreti içerisinde olmuşlardır. 

Öncelikle konuyla ilgili olan Avukatlık Kanununun 2. maddesinin 3. fıkrası ile yine aynı kanunun 46. maddesinin 2. fıkrası hükümleri aşağıda aynen aktarılmıştır; 

“Madde 2 -

Yargı organları, emniyet makamları, diğer kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüsleri, özel ve kamuya ait bankalar, noterler, sigorta şirketleri ve vakıflar avukatlara görevlerinin yerine getirilmesinde yardımcı olmak zorundadır. Kanunlarındaki özel hükümler saklı kalmak kaydıyla, bu kurumlar avukatın gerek duyduğu bilgi ve belgeleri incelemesine sunmakla yükümlüdür. Bu belgelerden örnek alınması vekaletname ibrazına bağlıdır. Derdest davalarda müzekkereler duruşma günü beklenmeksizin mahkemeden alınabilir.” 

“Madde 46 - 

“Avukat veya stajyer, vekâletname olmaksızın dava ve takip dosyalarını inceleyebilir. Bu inceleme isteğinin ilgililerce yerine getirilmesi zorunludur. Vekâletname ibraz etmeyen avukata dosyadaki kâğıt veya belgelerin örneği veya fotokopisi verilmez.” 

Kanun maddeleri her ne kadar açık olsa da gerek 2. maddede ki “ kanunlarındaki özel hükümler saklı kalmak kaydıyla” ibaresinin kullanılarak hatalı bir şekilde özel hüküm olduğu ileri sürülen kanun maddeleri ile ve gerekse 46. maddede ki “dava ve takip dosyaları” kavramının dar yorumlanıp “soruşturma dosyalarını” bu kapsama dâhil etmeyerek uygulamada bazı savcılıklar tarafından avukatların soruşturma dosyalarını incelemesi engellenmiştir. 

Bir başka açıdan bakacak olursak da;  avukat kendisine teklif edilen bir işi Avukatlık Kanununun 37. Maddesi gereği kabul etmek zorunda değildir. Hatta aynı kanunun 38. maddesinde sayılan hallerde yasal düzenleme gereği işi reddetmek zorundadır. İşbu kanun maddesi aynen şu şekildedir; 

“İŞİN REDDİ ZORUNLULUĞU 

Madde 38 - Avukat; 

a) Kendisine yapılan teklifi yolsuz veya haksız görür yahut sonradan yolsuz veya haksız olduğu kanısına varırsa, 

b) Aynı işte menfaati zıt olan bir tarafa avukatlık etmiş veya mütalâa vermiş olursa, 

c) Evvelce hâkim, hakem, Cumhuriyet savcısı, bilirkişi veya memur olarak o işte görev yapmış olursa, 

d) Kendisinin düzenlediği bir senet veya sözleşmenin hükümsüzlüğünü ileri sürmek durumu ortaya çıkmışsa,

f) Görmesi istenilen iş, Türkiye Barolar Birliği tarafından tespit edilen meslekî dayanışma ve düzen gereklerine uygun değilse;

Teklifi reddetmek zorunluğundadır. 

Bu zorunluluk, avukatların ortaklarını ve yanlarında çalıştırdıkları avukatları kapsar.” 

Hal böyle iken bir avukatın her şeyden önce kendisine teklif edilen ceza soruşturmasına konu işi reddedip reddetmeyeceğine karar vermesi veya kanun gereği reddetme zorunluluğu olup olmadığını tespit edebilmesi için dosyayı incelemesi gerekmektedir.

Yine Ceza Muhakemesi Kanununun 149. maddesinin 3. fıkrasında yer alan düzenleme gereği avukatın, soruşturma aşamasında şüpheli ile görüşmesi, kolluk veya savcılık ifade işlemi esnasında veya sulh ceza hâkimliği sorgusunda yanında bulunarak hukuki destek vermesi için vekâletname aranmamaktadır. Bahse konu madde fıkrası aynen şu şekildedir ; “(3) Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında avukatın, şüpheli veya sanıkla görüşme, ifade alma veya sorgu süresince yanında olma ve hukuki yardımda bulunma hakkı engellenemez, kısıtlanamaz.” İşbu düzenlemeden de açıkça anlaşılacağı üzere bir avukatın soruşturma aşamasında şüpheliye hukuki destek verebilmesi için isnat edilen suça konu tüm delilleri, lehe veya aleyhe olan tüm olguları öğrenip değerlendirmesi gerekmektedir. Bu değerlendirme de haliyle dosyanın incelenmesi sonucunda yapılabilir.

Tüm bu yasal düzenlemelere karşın ne yazık ki aksi yönde yargı kararları da mevcuttur. Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 2013 tarihli bir “Kanun Yararına Bozma” kararında; vekâletname ya da görevlendirme yazısı olmadan ancak dava dosyaları ve icra takip dosyalarının incelenebileceği hüküm altına alınmıştır. İşbu kararın ilgili bölümü aynen şu şekildedir; 

Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekilinin şikâyeti üzerine dolandırıcılık ve resmî evrakta sahtecilik suçlarından Batman Cumhuriyet Başsavcılığının 2012/1435 sayılı dosyası üzerinden yürütülen soruşturma sırasında, Avukat A. D.'ın soruşturma evrakını inceleme talebinin reddine ilişkin anılan Cumhuriyet Başsavcılığının 22/02/2012 tarihli kararına karşı adı geçen avukat tarafından yapılan itirazının kabulüne dair Batman 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 05/03/2012 tarihli ve 2012/299 değişik iş sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin Batman 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 08/03/2012 tarihli ve 2012/168 değişik iş sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 07.05.2012 gün ve 2012/7976/27229 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 22.05.2012 gün ve 2012/132575 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.

Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;

 …

Belirtilen yasal düzenlemeler ile dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, genel olarak soruşturma evresinin gizli olduğu, şüpheli müdafii ya da katılan, suçtan zarar gören veya malen sorumlu kişi vekili olan avukatın soruşturmanın amacını tehlikeye düşürmemek kaydıyla soruşturma evrakını inceleyebileceği, vekâletname ya da görevlendirme yazısı olmadan soruşturma dosyaları haricinde sadece mahkemelerdeki dava dosyaları ile icra dairelerindeki takip dosyalarının incelenebileceği gözetilmeden,

Batman Cumhuriyet Başsavcılığının kararına karşı yapılan itirazın kabulüne ilişkin karara yönelik itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.

Gereği görüşüldü:

KARAR VE SONUÇ : Kanun yararına bozmaya atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden Batman 1. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 08.03.2012 gün ve 2012/168 D. İş sayılı kararın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309.maddesi uyarınca BOZULMASINA,…” (Yar.15.Ceza D. T. 25.02.2013, E.2013/2162, K.2013/3283)

Nihayet Türkiye Barolar Birliği’nin Adalet Bakanlığı'na yaptığı başvuru sonucunda Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü tarafından verilen karar, 14.03.2019 tarihinde ülke çapındaki Cumhuriyet Başsavcılıklarına gönderilerek duyurulmuştur. Kararın içeriği aynı tarihte Türkiye Barolar Birliği’nin internet sitesinde 2019/23 numaralı duyuru ile yayınlanmıştır. Barolar Birliğinin duyurusunun ilgili bölümü aşağıda aynen aktarılmıştır;

“ Soruşturma dosyasının avukat tarafından vekâletname veya görevlendirme yazısı olmadan incelenmesine ilişkin Adalet Bakanlığı'na yaptığımız başvuru sonucunda Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü tarafından Cumhuriyet Başsavcılıklarına gönderilen duyuru ektedir.

Yapılan duyuruda özetle;

1- Soruşturma evresinin gizli olduğu, şüpheli müdafii ya da katılan, suçtan zarar gören veya malen sorumlu kişi vekilinin soruşturmanın amacını tehlikeye düşürmemek kaydıyla soruşturmadan bilgi alması veya soruşturma evrakını inceleyebilmesi için müdafii veya vekili olduğunu beyan ettiği şahıslarla ilgili UYAP'ta kaydının bulunması ya da müdafi veya vekil sıfatını aldığına dair bir görevlendirme yazısı ya da vekâletnameyi Cumhuriyet savcılığına ibraz etmesi gerektiği, 

2- Avukatın, müdafii veya vekili olduğunu beyan ettiği şahıslarla ilgili UYAP'ta kaydı, müdafi veya vekil sıfatını aldığına dair bir görevlendirme yazısı ya da vekâletnamesinin bulunmadığı hallerde; 

a) Avukat tarafından, soruşturma dosyasının hangi tarafı ile ilgili inceleme yapılmak istendiğine dair kendisinin imzalı beyanını içeren dilekçesi ve ekinde baro kimlik belgesinin bir örneği ile ön büro veya Cumhuriyet savcılığı soruşturma bürosuna başvuruda bulunabileceği,

c) Soruşturma dosyasında kısıtlama kararı bulunuyor ise ilgili tarafın katılma hakkının bulunduğu işlemler ile bilirkişi raporlarının da söz konusu avukatın incelemesine sunulabileceği, 

3- Tüm bu işlemlere dosya inceleme tutanağında yer verilmesi ve taraftar ya da müdafi veya vekiller tarafından sunulan dilekçeler ile eklerinin taranarak UYAP sistem ne aktarılması gerektiği, hususunda görüş bildirilmiştir.”

Adalet Bakanlığı işbu görüşünü; “… Düşünülmekle birlikte sorunun kanun ve yargı yoluyla çözümlenmesinin uygun olacağı değerlendirilmektedir.” şeklinde sonlandırarak, konunun nihai çözümünü kanun koyucuya ve yargı makamlarına bırakmıştır.

Bahse konu Adalet Bakanlığı duyurusu sonrasında savcılıklar; vekâleti veya görevlendirme yazısı olmadığı bir soruşturma dosyasını incelemek isteyen avukatlardan; “inceleme talebi” adı altında dilekçeler talep etmekte ve sonrasında tutulan tutaklar da taranarak UYAP’a aktarılmaktadır. Böylece 2019 yılından itibaren artık vekâleti veya görevlendirme yazısı olmayan avukatların, soruşturma dosyalarını incelemek için sarf etmek zorunda oldukları ikna söylemlerine gerek kalmamıştır.

Son olarak; bir avukatın vekâletnamesi olması koşuluyla UYAP’a kaydedildiği düşünüldüğünde, yukarıda 2. maddede yer verilen açıklamalar haliyle yazımıza konu uygulamada yerini bulmamaktadır.

                                                                                                         

Av. Mustafa ÖZTÜRK